Dayanışma

Mehmet Özgen

21 Mayıs 2020
Dayanışma

Sosyalist politika, geleceği bugüne izdüşüren bir yaklaşımla hareket eder. Bir başka deyişle onun temeli, alternatif bir toplumsal ilişki biçimini geliştirmektir. Bu ilişki biçimi, egemen ilişki tarzına karşıt alternatif nüve olarak geliştirilmez ise ne denli radikal söylemler kullanıyor olsak da, düzen sınırlarını aşan bir devrimci mücadeleden, politikadan söz etmek temelsiz olacaktır.

Koronavirüs ile mücadele çerçevesinde özellikle hizmet sektöründe pek çok işyeri kapatıldı. Onbinlerce fabrika işçisi ücretsiz izne çıkarıldı. Sonuçta işsiz sayısı 8 milyona çıktı; salgın sonrasında bu sayının en az 10 milyon olacağı öngörülüyor. Salgın sona erse bile yoksulluk daha yaygın bir hal alacak..

Halk bir yandan virüs karşısında can derdinde, öte yandan yoksulluğun pençesinde. Saray kabinesi, Suriye’de cihadçı çeteleri, Libya’da İslamcı kabile hükümetini besleyip desteklerken,‘’itibar’’ için, ve de yönetime yaranmak için ABD’ne ekipman yardımı yaparken, kendi halkının yüzde-62’sine maske dahi dağıtamadı!. Okullara bile dezenfektan parası için Iban numarası gönderen hükümetin pandemi sürecinde iyice ayyuka çıkan, paramiliter çeteleri beslemeyi ve gösterişi önceleyen bu halk düşmanı politikaları sonucunda dayanışma bir çatışma alanı haline geldi.  CHP'li belediyelerin halkla dayanışma kampanyaları başlatmalarını yasalara aykırı olarak yasaklayan iktidar, tek-adamın ismi ile ‘’Milli Dayanışma’’ başlattı. 

‘MİLLİ’ GASP

Erdoğan, belediyelerin halkı destekleme faaliyetlerini 'devlet içinde devlet olmakla' suçlamakla kalmadı 'böyle işleri teröristler yapıyor' diyerek kendi kampanyası haricindekileri 'terörist faaliyet' olarak nitelendirdi. Kendi kampanyası da memurların maaşlarının bir kısmına el koyma biçiminde olduğu dikkate alındığında aslında ‘millilik’ giydirilmiş gasp niteliğinde. Yetmedi, belediyelerin kendi bütçelerinden karşıladıkları, halka parasız ekmek, iaşe dağıtmak gibi yardımları da yasakladılar. Yasağı uygulayan İçişleri bakanı SS, gerekçesini belediyelerin bu dayanışma hamlesinden ‘’işkillenmeye’’ dayandırdı. ‘’Ben işkilleniyorum. Acaba birileri  karşı karşıya kaldığımız bu süreçten başka bir anlam mı çıkarıyor?’’ 

SS böyle dayanışmadan işkillenirken AKP sözcüleri bunu ‘paralel devlet’ diye etiketlediler. Böyle olmadığını çok iyi biliyorlardı, ancak bu algıyı yaratmak istiyorlar. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bu iddialara haklı olarak isyan etti, “Dünyanın hiçbir ülkesinde millete ekmek ve gıda kolisi dağıtan belediye başkanlarına 'terör örgütü lideri' muamelesi yapılmaz.” Ne var ki, HDP’li Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir,  il ve ilçe eş başkanları aynı iddialarla tutuklanmıştı. Artık İktidarın hukuk ve yasa tanımazlığı iki kelimeye sığmış durumda. HDP’li belediye yöneticileri ‘’iltisaklı’’ görülüp  tutuklanıyor, ’’işkilenme’’ CHP’li belediyelere yasaklama getiriyor.

Yasaklamaların farklı yöntemlerle delinerek ters teptiğini, yerel yönetimlerin halkla dayanışmasını engelleyemediğini gören Saray oligarşisi, işi tehdit noktasına getirdi. Salgın günlerinde halkın hiç bir sorununa çözüm getirmeyen, sadece kendi iktidarını diktacılıkla ayakta tutma çabası ile, ve sadece siyasi eleştirilerin değil, her gün bir adım daha batağa saplanan damat yönetimindeki ekonomiyi eleştirmenin bile ardında darbe arar hale geldi. Barolara, odalara, toplumun örgütlü kesimlerine saldırarak muhalefet yapmayı darbe yapmakla eşleştirirken, son olarak 5 HDP’li belediyeye daha kayyım atamak suretiyle, faşizme özgü bir riyakarlıkla bizzat kendisi halk iradesine karşı darbe pratiğini ortaya koydu.

İktidarı artık iki korku yönetiyor. İlki kendisinin de bir strateji olarak izlemiş olduğu, muhalefetin yerel yönetimlere dayanarak merkezi iktidarı ele geçirme imkanının ortaya çıkması.İkincisi ise; muhalefetin tehditler karşısındaki yumuşak tepkilerine rağmen yerel yönetimlerin halkla dayanışmaya yönelik adımları ile birlikte, genel olarak toplumda dayanışma eğiliminin ortaya çıkması. Dayanışma bilincinin gelişip yaygınlaşması, sadaka ile kontrol ettiği kendi tabanını çözebilir. (Baskı ve engellemelerle karşı karşıya olan HDP bile kayyum atanan Dıyarbakır’da ‘Kardeş Aile kampanyası ile 10 bin aileyle temas kurdu, 800 aileye ‘dayanışmacı aile’ buldu). 

Anlaşılacağı gibi, Erdoğan’ı ve her türlü suç çetelerinden oluşan müttefiklerini muhalefetin ‘ne darbesi ya Allahaşkına’sı değil, halkın ‘yeter gayri’si korkutmaktadır. Ve dayanışmanın örgütlenmesi bu ‘Yeter Gayri’yi tetikleyebilir. Ayrıca kimlerin dayanışma bilinciyle, mahalle ile, komşularıyla iletişim kurduğunun farkındadır. En az kendi şurekasının pandemiyi fırsat bilerek yağma ve rant alanlarını gaspetme faaliyetlerini artırdıklarını bildiği kadar.

17 AĞUSTOS DEPREMİNDE DAYANIŞMA

Devlet ve egemen güçler, 17 Ağustos 1999 depreminde gördüler. Onlarca sivil toplum örgütü,mimar mühendis, yüzlerce demokrat, ilerici, sosyalist kadın erkek anında depremin ana üssü Gölcük’e, diğer ilçe ve beldelere akın etti. Yardımların organizasyonu için kriz masaları oluşturuldu. Sadece yardım değildi. Evsiz ve işsiz kalan, yakınlarını kaybeden yurttaşların yaşamını yeniden kurmaktı mesele. Komünal anlayışla mutfaklar, çadır kentler inşa edildi, çocuklara yönelik eğitim faaliyetleri de ihmal edilmedi. Bende ikinci günü arkadaşlarımla birlikte bölgeye gidenlerdendim. Arkadaşlarımın  birçoğu yıkıntılardan insanları kurtardılar. Bazı arkadaşlarla birlikte yardımların konuşlandırıldığı depolarda görev yaptık. Hem çalınmasın, hem de ihtiyacı olanlara dağıtılabilsin diye. Ordu da işini içindeydi. Kocaeli bölgesinde bir tugay komutanı görevlendirilmişti. Subaylarla birlikte iş yapıyorduk. Ancak bunların bazılarının MHP'li köylere gizlice erzak dağıtma faaliyeti yürüttüklerine tanık oldum. Pahalı eşyaları, İlaçları çalanlar vardı. Bizi bu yüzden uzaklaştırmak istediler. Kumpas bile kurdular, astsubayın silahının kaybolmasından beni sorumlu tutup, bölgeden sorumlu albayın emriyle çadırda gözaltına alındım. Bazı arkadaşlarım da komutanların bir çok tehditi ile karşılaştı. Onlarca insanı betonların altından kurtaran AKUT'u da istemediler. Onlar da gerçekten kurtarma ve dayanışma gösteriyorlardı.

Ardından gelen 12 kasım Düzce depreminde de sabahın 6’sında yerle bir olmuş Kaynaşlı’daydık. Aynı dakikalarda Ankara’dan gelen Devlet Bahçeli ile burun buruna geldik. Halimizden belliydi kim olduğumuz. O gelmeden kriz masalarını açmış, halkla iletişime geçmiştik bile. Somut dayanışmamız ile devlet bizi görmüştü. Başbakan yardımcısı Bahçeli'nin yüzünden nasırlarına bastığımız okunuyordu..

Erdoğan'ın dediği gibi, 'böyle şeyleri teröristler' yapardı. Bunu Gezi İsyanındaki o büyük dayanışmada görmüştü. Farklı ideolojik şekillenmelere, inançlara karşın, emekçileri, beyaz yakalıları, gençliği, aydınları dayanışma farklılıklarına rağmen, çadırlarda, yeryüzü sofralarında dayanışma içinde nasıl eşitlendiklerini görmüştü. 

BİREY HUKUKU VE DAYANIŞMA

Sınıflı ve sınıf çatışmalı eski burjuva toplumunun yerini öyle bir toplum alacaktır ki, onda her bireyin özgür gelişmesi, bütün herkesin özgür gelişmesinin koşulu olacaktır.” (Komünist Manifesto)

Bireyin özgür olması demek, tercihlerini özgürce seçmesi, yaşamına dair bütün karar süreçlerine doğrudan bireysel iradesiyle katılması demektir. Kolektif iradenin oluşması özgür bireylerin tercihlerini ortaklaştırmasıyla gerçekleşir. İnsan toplumsal bir varlıktır. Birey ancak topluluğun-toplumun-kolektivitenin bir üyesi ise BİREYDİR. Sosyal varlık dışında bireyin bir tanımı yoktur. Bu yüzden bireysellik ve toplumsallık parça bütün ilişkisidir. Birey kendisini öznel bir varlık olarak toplumsal ilişkiler içinde gerçekleştirir. Birlikte çalışma, ortak (komünal) yaşam ve iletişim...

İşte bu anlayışla 'Birey hukuku' dediğimiz şey, dayanışmanın temel örgütlenme ilkesi olmalıdır. Her birey bir diğerinden farklıdır. Birey olmanın özelliklerinden biri de budur. Bu farklılık sadece karakteristik özelliklerden kaynaklanmaz, daha çok yaşam ve üretim deneylerinden kaynaklanır.

Kolektivite, -bileşke iradenin ortaya çıkmasının koşulu olarak- bireyin özgürlüğünü teminat altına alır. Burada herhangi bir siyasi çevre, grup, örgüt kendi iradesini toplu olarak dayatamaz. Bu, kolektif ‘içinde ayrı bir kolektif olmak demektir ve her bir bireyin bir diğeriyle eşitliğine aykırı bir tutumdur. Bireyin karar alma süreçlerine eşit katılımı temeldir, bu koşulda birey inisiyatifini geliştirebilir ve tercihlerini ortak çıkarla uygunluk içinde özgürce kullanabilir. Ama ortak bir karar alındıktan sonra onu uygularken kolektivitenin bir üyesi gibi davranmak gerekir. Emekçi kitlelerin inisiyatif kazanmasının yolu budur. (Grupçuluk burada, -egemen sınıfın ideolojisinden yansıyan bir tarz olarak- eylemi, etkinliği mülkiyetçi bir anlayışla sahiplenme eğilimi olarak tezahür eder. Kendisini kollektivitenin üstünde görür. Elbetteki bu şekilde bozguncu bir rol oynar) 

Dayanışma bir toplumsal örgütlenmedir. Bu nedenle siyasal örgütlenmelerden farklı olarak, üretken ve eylemli üyelerden oluşan, onların çabalarını birleştiren ve farklı çabaların frekans ayarını yapan bir “düzenleyici” (koordinatör) konumunu almalıdır.

Dayanışma kamusal bir alandır. Habermas, kamusal alanı bireylerin kendilerini ilgilendiren ortak meseleler etrafında akıl yürüttükleri ve rasyonel tartışmalar sürdürdükleri bir ortam olarak tanımlar. Sonuçta, sınıf çelişkilerinin belirlenimi altında ortak yararı saptamaya çalışırlar. Bunu yapmak için de farklı eylem ve söylemler geliştirilir. Bu tartışmalar neticesinde, sorunlar hakkında ortak kanaat ve kamuoyu oluşurken; bireyler iletişimsel eylem aracılığıyla ortak akıl oluşturmaktadır. 

SOSYALİSTLER DAYANIŞMAYA NASIL BAKMALI?

Yukarda söylediklerimiz dışında, özel olarak bu konuya değinmek gereklidir.

Dayanışma, acil-yaşamsal toplumsal ihtiyaçlar karşısında işbirliğİ ve paylaşma olarak gündeme geliyor. Mevcut kapitalist sistem, özel mülkiyete dayalı, herşeyi metalaştıran, insanlar arasındaki ilişkiyi de metalar / nesneler dolayımıyla kurulan bir ilişkiye dönüştüren bir sistem olduğu için, bu sitemden zarar gören, sömürülen, ezilen, dışlanmış emekçi ve yoksul insanlar arasında gönüllü olarak ortaya çıkan yardımlaşma-paylaşma ve işbirliği doğal olarak bu yapıya karşıt bir ilişki tarzı olarak ortaya çıkar. Bu, alternatif bir toplumsal ilişki tarzına doğru gelişme potansiyeli taşır. Bu potansiyeli açığa, yani kuvveden fiile çıkarmak, işte öncülük, fikir ve davranış olarak burada kendini göstermelidir.

Özellikle kriz dönemlerinde toplumsal dayanışma, üretim araçlarının denetimini sağlamaya yönelik eğilimi geliştirir. Dayanışmanın temel faaliyetlerinden biri olarak kavranan kooperatifler aracılığı ile üretim ve dağıtım faaliyetleri bu eğilimi yansıtır. Ürünlerin kullanım değerini esas alan bu faaliyet, kapitalizmin değişim değeri üretme, yani kar amaçlı artı-değer üretiminden temelde farklıdır. Çünkü tercihlerimizin, ihtiyaçlarımızın neler olduğunu ideolojik araçlarıyla bize dayatan kapitalist sisteme aykırı olarak, biz karar vermekteyizdir.

Bu çerçevede,insanların tercihini neyin yararlı ve gerçek kullanım değerine sahip olduğu arayışı ile belirleme eğilimine girdiği pandemi koşulları içinde sermayeleşmiş (kar amaçlı) endüstriyel gıda üretimini kamu mülkiyetine geçirmeyi savunmak daha elverişli hale gelmiştir. Zira bir çok virüsün, salgın hastalığın ön koşullarını yaratan, ürünlerin doğal içeriğini değiştiren, zararlı kimyasallar katan, onları organik ve organik olmayan kategorilere bölen, dolayısıyla insanlığın geleceğini tehdit eden bu tarz üretimdir. Bu nedenle, kamu mülkiyeti, çevreyi ve çiftçileri koruyacak zirai-ekolojik uygulamalarla entegre bir şekilde halk sağlığını korumak için kaçınılmaz hale gelmiştir.

Kapitalizm üretim sürecini, taşeronlaşma, esnek üretim, eve iş verme, yarı-zamanlı çalışma gibi yöntemler kullanarak işyerini -sadece ulusal düzeyde değil, global düzeyde de- parçaladı, böylece emekçilerin kollektif direncini, dayanışmasını zayıflatarak örgütlülüğünü güç olmaktan çıkarmayı hedefledi. Bireycilik, sosyal ilişkilerden soyutlanarak çok farklı kanallardan topluma pompalandı. Neoliberalizmin ideologları ve medyası, kişinin kendi çıkarı peşinde koşmasının aslında tüm toplum için yapabileceği en iyi şey olduğunu anlattılar. Ekonomik yoksunluk, geleneksel toplumsallıkları da parçaladı. Geleneksel mahalle, hemşeri, akraba, hatta çekirdek aile dayanışmaları bile aşınarak sonuçta herkes sadece kendisi olarak ayakta kalmaya çalışır oldu. AKP’ninn bu kadar güçlü kalabilmesinin temel bir nedeni budur. Çünkü toplumsal olan herşeyin atomizasyonu yerine sadakayı geçirdi.

Çürüme, geliştirdiği dinamiklerle söz konusu parçalanmayı körükledi. Ahlaki yok oluş, kişiliklerin değersizleşmesi, fedakârlık ve dayanışma kültürünün yok olması, sonuçta sistem karşıtı hareketlerin içinde bile yozlaşmaya yol açarak kolektivizm ruhunu köreltti. Bencillik ve en önce kendini düşünme ahlaki düstur haline geldi. Fuhuş, uyuşturucu, çeteleşme, gaspçılık kişilikleri çözdükçe adım adım toplumsal olanı da yok ediyor. 

Salgın ve kriz karşısında ortaya çıkan Dayanışma ağları, emekçi kitlelerle organik ilişki geliştirmek için olduğu kadar yok edilmeye çalışılan komünal ruhun yeniden inşası için de bir imkandır.. İdeolojik eğilimlerin yansıdığı bir alan olabilir, ama kendisi ideolojik bir yapı değildir. Siyaseti bir araç olarak kullanabilir ama siyasi grupların görünür kılındığı bir alan olamaz. Siyasi ve ideolojik görüşler -kitlelerin doğrudan çıkarlarının ortaklaştığı bir alan olarak- dayanışmanın içinde farklı fikir kümeleri olarak konumlanmalıdır. Ki bu farklı fikir kümeleri seçenek / alternatif üretiminde, karar alma süreçlerinde anlam kazanır. Dolayısıyla, asıl özü üretim araçlarını, üretim ve dağıtım süreçlerini kontrol etmek olan emek demokrasisinin (proleter demokrasinin) devindirici güçleri olarak rol oynarlar. Bu itibarla, dayanışma ağları emekçilerin, kent ve kır yoksullarının Paris Komünü, sovyet veya konsey tipinde politik öz örgütlerinin nüveleri olabilir. 

Özellikle kapitalizmin kriz dönemlerinde ortaya çıkan bu tarz örgütlenmeler, çalışan ve işsiz işçilerin, yoksulların, ezilenlerin, dışlanmışların, göçmen emekçilerin, kadınların sadece dayanışma ve savunma hatları değil, krize karşı kendi çözümlerini, bir Emek Cephesi düzeyine evrilterek programatik olarak ortaya koydukları örgütlenmeler olmalıdır.

Sosyalist politika, geleceği bugüne izdüşüren bir yaklaşımla hareket eder. Bir başka deyişle onun temeli, alternatif bir toplumsal ilişki biçimini geliştirmektir. Bu ilişki biçimi, egemen ilişki tarzına karşıt alternatif nüve olarak geliştirilmez ise ne denli radikal söylemler kullanıyor olsak da, düzen sınırlarını aşan bir devrimci mücadeleden, politikadan söz etmek temelsiz olacaktır.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Seçimler Amerikan toplumundaki yarılmayı açığa çıkardı
    Pensilvanya’daki seçimleri önde bitirmesiyle 20 delege daha kazanması kesinleşen Biden, 46. ABD başkanı olarak anılmaya başlandı bile. Şimdiki tartışma, Trump’ın White House’tan nasıl çıkartılacağı üzerine. Bilindiği gibi, 65 milyonu aşkın…
  2. Egemen paradigmanın içindeki ‘Muhalefet’
    Öznel müdahalenin öncelikle yönelmesi gereken hedeflerden biri, bütün hareketlerde, ama özellikle emek hareketinde emekçi demokrasisini (proleter demokrasiyi) örgütlemek yerine kendi grupsal iktidarını örgütleme anlayışıdır. Bunun devrimci Marksizmle bir alakası yoktur.…
  3. Devletin emperyalist siyaseti, faşizm ve Kürt sorunu
    Krizin görüngülerinden biri ABD hegemonyasının çökmekte oluşu. Büyük ihtimalle hegemonya krizi çoklu seçeneklerle uzun süre devam edecek. Bu seçenekler şimdilik Çin, Rusya, Hindistan olarak görünüyor. Bölgesel hegemonya mücadelesi içinde olanlar…
  4. AKP-MHP’li vekiller deyyusların ‘siyasi’ temsilcileri mi?
    Bu iktidara karşı direniş anayasal bir haktır ve meşrudur. Ait olduğu yere, tarihin çöplüğüne gönderilmesi yaşamsal olduğu kadar artık ahlaki bir sorundur. Fezlekesini yazmanın zamanı çoktan geçti bile.. İnfaz yasası koronavirüse…
  5. Cumhuriyeti mi, tasfiyesini mi kutluyorsunuz!
    Zira Cumhuriyetin ilkeleri, başta laik sistem, onun birincil uygulama alanı eğitimin akla ve bilime dayalı temelleri yok edilmiş durumda. Devlet aygıtları islamileştirilmiş, cumhuriyet ordusu, Son Suriye harekatının da gösterdiği gibi,…
  6. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    16 Ağustos 2011'de aramızdan ayrılan Mihri Belli'yi, devrimci eylemin önde gelen simalarından ve önderlerinden biri olarak anıyoruz.. Aşağıdaki yazı O'nun yoldaşlarından Mehmet Özgen'e ait. Özgen, bu yazıyı Mihri Belli'nin ardından 2012…
  7. Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı
    Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak…
  8. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  9. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  10. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  11. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  12. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  13. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  14. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  15. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  16. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  17. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  18. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  19. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  20. 14 Haziran 2016
  21. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  22. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  23. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  24. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  25. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  26. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  27. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  28. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  29. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  30. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  31. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  32. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  33. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  34. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  35. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  36. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  37. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  38. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  39. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  40. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  41. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  42. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  43. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  44. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  45. 25 Haziran 2013
  46. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  47. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  48. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  49. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  50. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  51. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  52. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  53. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  54. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  55. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  56. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  57. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  58. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  59. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  60. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  61. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  62. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  63. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  64. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  65. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  66. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  67. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  68. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZSon HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet Özgen

Son HDP Operasyonu ve Muhalefet / Mehmet ÖzgenHDP'nin 2014-2015 MYK'sı tutuklandı.. Saraydan talimat alan savcının gerekçesi Kobani protestolarına dayanıyor.…